Acer Phalmatum Kırmızı Japon Akçaağaç
Acer Phalmatum, kelimenin tam anlamıyla bitki dünyasındaki krallardan biridir. Bu sektörle ilgilenen veya ilgilenmeyen çoğu insan tarafından bilinen bir türdür. Kökü Japonya, Kore, Çin ve Moğolistan’dan gelir. Bir diğer adları da Akçaağaç, Japon akçaağacı olarak geçer. Kökeni 1600’lü yıllara dayanır. Bilinen en eski bitki türlerinden biridir ve günümüzde neredeyse yüzlerce çeşidi vardır. Akçaağaç bitkisi kışın yaprak döker. Yaprak döktüğü için kışa dayanıklıdır. -15 ve -20 derecelere kadar dayanırlar. Mart ve nisandan itibaren tekrar filiz vererek sürgüne geçer ve mayıstan itibaren o muhteşem görüntüsünü tekrar gün yüzüne çıkarmaya başlar. Yaprak rengi ve büyüme formuyla kendini ön plana çıkarır. Peyzajın her türlü alanında kullanılır. Bir noktaya renk katmak ve dikkatleri o noktaya çekmek için ideal bir bitkidir. Çoğu yöntemle çoğaltılabilir. Çelik, tohum, aşı vs… Büyüme hızı oldukça yeterlidir. Sene içerisinde sürgünleri rahatlıkla görebilirsiniz. Uç sürgünler daha açık renkte olur. Alt yapraklar daha koyu renkte olur. Türüne göre yaprak rengi ve büyüme formu değişkenlik gösterir. Kimi kırmızı yapraklı ters büyür; kimi yeşil yapraklı yukarı doğru büyür. Kiminin ise portakal renginde yaprakları vardır. Bu bitkinin her çeşidi peyzaj alanlarında kullanılır. Yani bitki çok değerli olduğu için, dolayısıyla her türüne kıymet verilir ve bu türlerin hepsinin ayrı ayrı özellikleri vardır.
BAKIMI
Bakım konusunda, sahibine zorluk yaşatan bir bitki değildir. Çok uç soğukluklara ve sıcaklıklara bile dayanabildikleri için, kendini hemen hemen her türlü şarta adapte edebilen bir bitkidir.
Çok fazla suyu sevmezler. Fakat büyüme dönemlerinde kök gelişimi olduğu için, kökler biraz daha fazla suya ihtiyaç duyabilir. O yüzden 1 nisan – 1 temmuz arası ve 1 eylül – 30 ekim arası daha fazla suya ihtiyaç duyarlar. Bu zamanların haricinde çok fazla büyüme sergilemedikleri için, su ihtiyaçları da azalacaktır. Çok aşırı sıcaklarda güneş yanığına maruz kalmamak için, sulamadan kaçınılmalıdır. Akşam saatlerinde ya da sabah erken saatlerde sulama yapmak daha doğru olur.
Toprak konusunda iyi drenaj sağlayan topraklar daha elverişlidir. Çok sert yapılı topraklarda kök gelişimi yavaşlayabilir. Bu da bitkinin büyümesini engeller. Kökler iyi gelişemediği için, suyu yedikçe kök çürüklüğü oluşabilir. Dolayısıyla suyun kök içerisine rahatlıkla dağılmasını sağlayacak bir toprak yapısı bu ve diğer tüm bitkiler için daha doğru bir tercih olur.
Gübreleme konusunda çok fazla bir kısıtlama yoktur. Yazın çok aşırı sıcaklarda gübrelemeden kaçınılmalı, bunun haricinde ilkbahar başında ve yaz sonunda senede 2 defa gübre atılması yeterli olur.
Budama konusu oldukça önemlidir. Kesinlikle yaz ortasında, yani büyüme dönemlerinde budama yapmaktan kaçınılmalıdır. Çünkü büyüme döneminde bitki suya ihtiyaç duyduğu için, siz onun dalını kestiğinizde, köklerden emdiği suyu taşıyacak kadar yeterli bir dal bulunmayacaktır. Bu yüzden bitkinin sersemlemesini engellemek için, büyüme dönemlerinde sert budamalardan kaçınılmalıdır. Fakat bunun haricinde uç yaprak budaması yapılabilir. Yani bitkinin şeklini bozmayacak derecede bir makaslama yapılabilir. Şekil budaması ise, yani sert budama - derin budama, bitki sürgüne geçmeden hemen önce yapılmalı. Örneğin şubat sonu bunun için çok güzel bir zaman dilimidir.